28 Aralık 2011 Çarşamba

Türk Dizisi Klişeleri

Hemen hemen her türk dizisinde aynı klişeleri görmek mümkündür. En iyisi seyretmemek amına koyim. Çünkü hepsi birbirine benziyor. Birkaç küçük örnek verecek olursam;


* Kesinlikle ama kesinlikle her dizide mutlaka olan "Zengin-Fakir" çatışması. Fakir oğlan, zengin kızı seviyodur. Kızın babası ikisini kirli oyunlarla ayırmaya çalışır, paralar teklif edilir, ayrı dünyanın insanları denilir fakat yine de %98 ihtimalle dizi sonunda evlenirler.


* İki yiğit kapışırken bir silah patlar, herkes "acaba o mu" tribine girer ve ne hikmetse hep başrol sağ kurtulur.


* İhtiyaç halinde taksinin anında gelmesi. Bu sanırım klişelerin en büyüğüdür. Zat gizliden bir iş yapar ve onu merak eden bir yakını(annesi, yavuklusu vs.) takip etmek ister. Adam/Kadın yoluna devam eder ve takipçi "taaksiiiiğğ" adlı birinci sihirli cümleyi söyler. Bu süre zarfından sonra artık kaçınılması güçtür ki "önde ki arabayı takip et" adlı ikinci sihirli cümle gelir. İner, gözetler falan filan...


* Başroldeki çift kavga ederken bir anda sevişmeye başlar.


* Sürekli herkese öğüt veren, felsefe piri gibi davranan bir esnaf, bir aile büyüğü vs. vardır. Birinin götü sıkışır, en son çare olarak bu adama danışırlar. Sonra bu filozof abimiz iki tane gerzek ve manasız cümle kurup gönderir. Ve yine ne hikmetse öğüdü alan kişi o sorunu çözer, çözdükten sonra da olayı filozof abiye bağlar.


Bunlar herhangi bir Türk dizisinin, herhangi bir bölümünde rastgelebileceğiniz sikimsonik olaylar, en iyisi dizi izlememek, izlettirmemek. (Leyla ile Mecnun hariç tabi ehe)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder